Tekrardan Merhabalar.
Ey saygıdeğer edebiyat sever ey !

Edebiyatımızı bodur ağaçlardan kurtarmamız gereken şu günlerde imdadıma yetiş! Hem bu sefer çok açık,net ve öz olacak.
Gerçekten bazı insanlar nasıl oluyor da kitap çıkarıyor ? Biz neden çıkarmıyoruz ? Ha şa ben kitap çıkarsam benden önceki Oğuz Atay lara tutunamayanlara,Halide Ediplere, Ahmet Hamdi Tanpınarlara ayıp olacak gibi hissediyorum.
Bu yüzden o kadar kısa sözle o kadar fazla şey anlatacağım ki sen okurken sıkılmayacak anlatılmak isteneni alacak ve benim düşünce tarzımı hayat felsefemi anlayacaksın.
Uzatmadan başlıyorum Tanrının ,Allah’ın bize bahşettiği en güzel hediye hafızamızı onarmak,yaşamak ve sil baştan başlamaktır.
Bize armağan ettiği en güzel kazık ise unutamamak,sevmek-aşık olmak,ölüm,düşünmek ve artık aklına ne gelirse…
Bir dakika.
Hah buldum !
Üremek ulan üremek !
Neden bu kadar fazlasınız!
Çok mu fazla olduk ey Rabbim affet bizi !
Doğa anaya haber sal cezamızı versin bir an önce.

Ortalama bir galakside küçük kibriyle dolaşıp kendine yer arayan geçim derdi hat safhada dna parçacıklarıyız hepimiz.Hepimiz yaşamaya çalışıyor,çalışıyor,yiyor,içiyor,geziyor,ürüyor doğal seleksiyonun ve evrimin dayattığı organizasyon,hiyerarşi,adaptasyon artık ne varsa ya allah ne verdiyse birbirimizin tepesine basa çıka bir yerlere gelmeye uğraşıyoruz.Hırslı benciller yerine azimli bensizler gerekiyor bize.Fazlasıyla.
Bazen kendimizi önemsiz görüyoruz bazen ise her şeyin merkezi olarak konumlandırıyoruz.
Yaşamanın ağırlığı çok fazla ve yorucu yükün büyüklüğü benim ağırlık merkezimi sana doğru kaydırıyor.Ve ben, elimde zamanın arta kalan tozu ile işte burada bir şeyhler yazıyor rahatlıyorum birileri sesimi duyar da yalnızlığımın pençesinde yitip gitmeyeyim diye.

Bu kadar insan yalnızken yine bu kadar insan neden yalnız ?

Düşünüyor,hissediyor,yaşıyor yorumluyor yargılara varıyor ona göre hareket ediyor daha sonra da ölüp gidiyoruz anasını satayım.
Var mıdır itirazı olan ?
Beri gelsin hele.

Sahiden bu kadar fazla insanı, bu kadar fazla derdi- sefayı -acıyı -zevki -mutluluğu- yaşanmışlığı ben kendi içimde barındırsam o magmayı çatlatır hepinizi küle çevirirdim.O etten kemikten bedenlerinizi toprağın altına gömer sizin o içtiğiniz kahvelerin acısını burnunuzdan getirirdim !

Siz kimsiniz oğlum,kızım,evladım ?

Canı sıkıldığında sigara yakan birkaç yığınsınız.

Toplumla yığın arasında fark vardır !

“Japonya da okul fişlerinin üzerinde ne yazıyor biliyor musun ?

YAŞAMAK İÇİN ÜRETECEKSİN !
BİZDE NE YAZIYOR BİLİYOR MUSUN?
ALİ ATA BAK.
SONUÇ NE?
ALİ GANYAN BAYİİNDE.”

“Benimle senin aramızda kocccaman iyice bir fark vardır.”

Çünkü ben ukala,küstah,ancak haklı hezeyanları olan iyi niyetli bir ruh hastasıyım.

Kimseye zararım yok kendimden başka !

Ama dünya adil bir yer değil ki zaten.
Şeklinden belli,delikanlı değil dünya.

Hayatları boyunca yiyip içip tuvaletini yapıp gezmekten başka,tüketmekten başka bir fikir bile ortaya koyamayacak,üniversite okuyup vizyon kazanamamış
şişinen egolu andavalların tanrı gibi gezmesine sinir oluyorum.

“Oğlum Mernuş, 3 dil bileceksin,o 3 dilde küfredeceksin !
Çünkü sen ne o,ne bu, ne şusun.
Sen treni çoktan kaçırmış bir milletin çocuğusun.”
Bedri Rahmi Eyüboğlu demiş.
Üstadımız ne güzel söylemiş.
Bizi asalak gibi yetiştiren,sadece insanüstü birer fare olmamızı sağlayan şeylere ne de güzel sitem etmiş.
Klavye cesaretim müthiştir ancak ben artık reelde de bunları söylüyorum merak etme.
Elin adamı 15 yaşındayken babasının ofisi ile ev arasında iletişimi sağlayacak basit programı düşünüyor.
Sen napıyorsun?
Avm de geziyorsun,nargile üfürüyorsun,hovardalık kovalıyorsun,angaryayla uğraşıyorsun,o dandik sigarana her gün mutlaka vakit ayırıyorsun !

Şu ego meselesinden konu açılmışken bilgili yaşlı veya bir şeyler yapmış üretmiş insanın egosunu anlarım bak.
Yalnız şu kızların,hele yeni yetme kızların küçük dünyaları ben yarattım tavırlarına uyuz oluyorum.
Ancak çok güzel insanlar da tanıyorum artık her gün.
Şükürler olsun ki beynimin içindeki iyi kötü savaşı neferlerini teker teker saf dışı bırakmaya başladı.

Sen ortalama güzel bir aminoasit birikimisin ,beynin ve kalbin güzel değilse sana ben bakmayacağım kusura bakma.
Sana devlet baksın!
ARKADAŞLARRRRRRRRR !!!!
sessizlik …
şşşş !

Bağırmaktan öte nefret kusup susmayı severim.
Çünkü bağıran adam hep kavga içindedir.susan adam çözüm arar.

Sonrası malum sessizlikler olur.EVET.
Ben yaşamımıza anlam aramaya çalışan ortalama bir ruh hastası,aşık,meczup,kendi yağında kavrulup kendine ve dipsiz sığmaya çalışan bir zat_ı muhterem.
Ya da ben de hiçbir şeyim aslında herkes gibi.
Ama bu dünyada en önemli olan sevgi imiş sonrası saygı, emek ve üretmek…
Bazı idealar yalnızlığı sever.
Kendini izole etmeye çalışan herkes ve herşey değişmeye mahkumdur.
Çünkü ideal bir sistem yok.
İster felsefe bil ister termodinamik.
Hayat senin genel kabullerine uymayabilir.

Ben düşünmeyi seviyorum sanırım çoğunlukla aramda olan uçurum da bu.Dalıp gidiyorum sonra boğuluyorum.
Beynimin içi okyanus gibi oldu.

Benim en kısa yazım da bu oluyor kusura bakma.

Tespitler gelsin mi o zaman?
Hepimiz farkında olan şeylerin yüksek sesle duyurulmasını çok severiz.

Bazense hayat komediden ibarettir.Aslında sevdiğiniz bütün komedyenlerin en önemli ortak noktası müthiş birer gözlemci olmaları.
Ama bizde avam komedi var,zorlama komedi var,aşk da zorlama,hayatlar reklam yayını gibi tekrar ediyor,kısa ve bunaltıcı.
Ha? Ne dersin ?

Bir de sistem odaklı.

Herkes birilerine ayar vermeyi çok seviyor.

Pamuklu kumaştan sofra bezi olmaz.

En çok neden korkuyorum biliyor musun?

İnsanın kazandığı paradan değil.Paranın kazandığı insandan korkuyorum.

Etrafına bir bak.Tamamdır, herkes yaşamaya geçinmeye uğraşıyor ancak çoğu zaman güce,şan şöhrete,uyuşturuculara ve kontrolörlere takılan bir güruh var.
Siz hepiniz bu dünyaya şehirlere ve doğa anaya çok fazlasınız.
Hepiniz fazla karbon salınımına sebep olacak bir hamburgersiniz ben ise baklavayım.İşte karşılaştırmalı edebiyat !!!
Şanlı zaferler veriyorum içimde ve buna eşlik eden silahşörler.Savaşıp sürekli kaybediyorlar,oysa birileri her zaman canlı taze bedenler istiyor bir şeyler uğruna savaşacak !
Ve o şanlı neferler bilmiyorlar ki bu iyiyle kötünün muazzam savaşında arada fark olan kazanacak.
Herkesten farkın nedir?
Ya da hepimizi bir yapan şeyler var da aslında farklarımıza dikkat çekerek biri parayı cukkalayıp bir yerlere mi kaçıyor sonra?
şşşşş !

Sessiz ol.İçimdeki çocuk uyuyor hala.
İyiye giden şeyler vardır belki değişim bunun bir parçasıdır.
Bu insanlıktan bir *** olmaz demiyorum o zaten bir gerçek.
Gerçekten olmaz.
Çözüm lazım.daha çok yenilik daha çok empati daha çok bilim,sanat edebiyat lazım.

Kirliliğin değil çözümün parçası ol.
Sen susarsan ben susarsam sadece kirliliğin içinde kaybolur gideriz.
Kaybolmak da iyidir bazen.
Ne kadar çok kaybolursan o kadar çok kendini buluyorsun aslında.

(Be a part of the sollution,not the pollution.)

İnsanlığın nereye gittiği hakkında tek düşünen ben olamam.
Çin hükümetinde insanlar davranışlarına yaşayışlarına göre puanlanacak.
Artık o kitaplarda okuduğunuz ütopya ve distopyalar inşa edilmeye çalışılıyor.
Devrim olacaksa temelleri internetten atılacak.
Bunu kim,nasıl,neden yapar bilmiyorum.
Bir babayiğit çıkıp ademin ütopyasına neden karşı çıkar onu da bilmem.

Yaşamın kutsallığı diye birşey varsa onu biz uydurduk.Çünkü yaşıyoruz.

Yazıyı bitirmem lazım.
Benim kısa yazım bu.

Kendine ve başkalarına iyi davran.Kal sağlıcakla.

“Ham demir gibidir insan da.
Suyun soğukluğu,çekicin sertliği ve duyguların o yoğun ateşinden geçmedikçe adam olamaz.”

Dipnot: Ben de yazılarımı okurken yine ne coşmuşum diyorum.

Önceki İçerikO An
Sonraki İçerikSerin Serin
Okumayı,yazmayı,düşünmeyi seven biriyim.Kişisel gelişime önem vermekteyim. Felsefe,psikoloji ve edebiyat her zaman ilgimi çekmiştir.Özellikle sosyoloji gibi toplum bilimleri insanlık için önem arz etmektedir.Temelde,bilime ve bilimsel düşünceye önem veren bir karaktere sahibim.Kendime bir şeyler katmak adına uğraşmaktayım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz