Sevgili Olric,
Uzun zamandır satırlarımla içine bir huzursuzluk tufanı göndermemiştim. Belki de akşamın en sakin olduğu şu saatlerde kışın gelişini elinde bir fincan kahveyle balkonundan seyrediyordun. Buz gibi havanın yerine alacak soğuklukta bir kalp ağrısıyla yazıyorum sana. Umarım beni dinleyecek nezaketi bana bahşedersin.

Biliyorsun ki ben, aşkımın yerini hayal kırıklığına bırakmıştım. Sanmıştım ki kırıklar boşlukları doldurur, ben de üzerine yeni rotalar çizerim. Fakat aşkın iflah olmaz haylazlıkta olduğunu yeni yeni görüyorum.

“Bu acı çok büyükmüş be” dediğimiz oluyor ya hani bazen, o acıları bile unuttum. Acılar unutmak içinmiş, sevgiler ise hatırlamak. Çünkü yüreğin adresi tekmiş, ondan sonraki her kapının getirdiği güzellik ancak uykunda gerçekle yüzleşene kadarmış.

Uyanıkken kaçabiliyorum kendimden. Mantığımı kullanabildiğime mutluyum. Fakat gözlerim kapanıp da derinlere daldığımda onunla konuşuyorum. Söylemek istediklerimi tek nefeste döküyor, sarılıyor ve beni bırakışını izliyorum. Ne yazık ki rüyalarda bile beni sarıp sarmaladığını göremiyorum. Uyandığımda içimde bir sızı oluyor ve tüm gün ağrıyorum. Ben bir sancının ta kendisi oluyorum.

Ona gelince unutmuş gibi yapıyorum. Öyle güzel oynuyorum ki, yoruluyorum. Ve her mutluluk pozumda içimi bir bulantı sallıyor. Canını her yakmaya çalıştığımda aslında ona feryat ediyorum. Beni kurtarması için. Beni bu oyundan çekip çıkarması için…
Umursamaz durdurduğum her saniye biraz daha çöküyorum.
“Atam dedim atılmıyor
Satam dedim satılmıyor
Gece gündüz atılmıyor
Güzel bu nasıl sevdaymış”
Mısralarda buluyorum yol arkadaşlarımı. Belki de bir asırdır bu topraklarda okunan türküler anlıyor beni. Bu yüce gönüllere denk miyim diye soruyorum kendime, haşa! Ben ancak garip bir yolcuyum, biliyorum Olric…
Bazı kalp rahatsızlıklarının fiziksel bir sebebi olmuyormuş. Ben onlara anlatayım Olric, beni dinlemeliler. Asırlardır yazılan türküleri dinlemeliler.

Yürek bir kere tüm gücüyle çarptıysa eğer, bir daha o notaya çıkamıyor. Kimsenin, uzun ince bir yolu Aşık Veysel gibi okuyamaması buna güzel bir örnek olabilir sevgili Olric. Ne yazık ki ben biliyorum. Bir daha böyle çarpılmayacağım. Neden olduğunu bile anlayamadığım bir mutluluk daha dolmayacak içime. Bir kez daha her şeyi yok sayamayacağım.

Bu kadar karamsar kelimeleri bir araya getirdiğim için bana nasıl kızdığını görebiliyorum Olric, kaşlarını çatma lütfen, bir kaç ferah sözle beni kucaklasan olmaz mı? Ben zaten en çok buna hasret kaldım.

Çok şeyden ders aldım, çok davaları kapattım, çok şeyi kabullendim Olric. İnsanlığın derdini gördüm kendimi ararken. Nice canların yanık hikayesini kokladım. Nicesinin derdini sigarama meze yaptım. Fakat sevmenin bu akıl almaz huylarını çözenini bulamadım. Hâlbuki bu kadar hikayenin arasında bir tane olsun çıkmalıydı. Ben de yarısına geldiğim sigaramı küllüğe basıp, çekip gitmeliyim.

Ah be Olric, elimden geçen nice kitapta, yüzlerde kelimeyi değiştirdim de kendimde bir çarpıntıyı değiştiremedim. Sen bilirsin, sonuçta yıllarca akıl verdin Turgut’a, bana da bir akıl versen… Kulağıma usulca fısılda, ben seni dalgaların arasında bile duyarım…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz