Ey sessizliğin mabedi

Her şeyi bilen ama susan

Gören ama dayanan

Binlerce yıllık acizliğini insan soyunun

Damıtıp özüne katan ruhum

Beni savur terk edilmiş şehirlere

Beni çiçeklerin kopartıldığı bahçelere savur

Olmayan yerlerde, olmuşluğun sureti olmak yeter

Kaburgaları kırılan genç kızların yüz akı anlında parlar

Genç delikanlıların bilekleri kesik sınır çizgisi senin önünde

Ey sessizliğin mabedi

Kaç insan geçti

Kaç şehir yıkıldı

Binlerce kavim helak oldu suyunda

Bir ses veremez misin?

Lisanını bilmeyen kulun

Avuçlarını sürse sütunlarına

Kabul olur mu duaları?

Kurban edeyim

Ayın dolunayı kestiği gece

Kirpiklerimde meftun olan gençliğimi

Saçlarım beyazlıyor

Saçlarım, artık kendini yaşlı bir adamla eş değer sayıyor

Ellerim titriyor bin yıllık soğuğun sızlayışını hissedercesine

Kısık bir melodi doluyor kulaklarıma ağıt edercesine

Sessiz bir gece koynuna düşerim kimsesizliğin

Beni doğur yeniden

Beni büyüt kaburganın altında ki cevherde

Sana geldim ey sessizliğin mabedi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz