Yıllardır insanlar için plaklardaki müzikleri çalıyordum. O kadar çok şarkı çaldım ki insanlara çoğunuz onların isimlerini bile hatırlayamazsınız. İnsanlar o müzikler eşliğinde kendilerini kaybederken ben oradaydım ve onları izliyordum. O kadar çok insan gördüm ki o müzikler eşliğinde aşkını itiraf eden, sevdiği için gözyaşları döken ve tabi ki müzikle dans eden çocukları gördüm. İnsanlar müzik olmadan boş hissediyor gibiydiler. Müzik onların eksiklerini tamamlıyor ve adeta onları mutlu ediyordu. İşte o kadar insan içinde sadece bir tanesi en çok ilgimi çekti; yeni kiracılar gelmişti. Güneşli bir gündü. Ev her aylardır olduğu gibi yine boştu. Bu durumdan aslında oldukça şikayetçiyim. Aylardır bir nota sesi bile duyamamıştım derken birden kapı açıldı. Ev eşyalarıyla birlikte kiraya verilmişti. Gerçi o eşyalar bu ev yapıldığından beri oradalar ve hiç değişmediler. Hepimizin anlatacak yüzlerce hikayesi vardır. Kimimizin zamanı durmuştur, kimimizse karanlıkta kaybolmuşuzdur. İşte bu hikayede onlardan biri bu güne kadar gördüğüm en güzel yaşantı ve belki de en güzel hikayelerimden biriydi. O eve taşınan yeni kiracılar sadece 2 tane erkek üniversite öğrencisiydi. Birer bavulla eve girmişlerdi. Gözlerindeki parıltıdan oldukça mutlu olduklarını anlayabiliyordum. Gerçi yüzleri de gülüyordu ama onca seneden sonra öğrendiğim bir şey ise insanların yüzlerindeki gülümsemeler her zaman gerçek değildir.

Hızlıca ikisi de üst kata doğru koşarak oda kapmaya çalışıyorlardı. Daha önce evi gezmedikleri belliydi ama yine de evi kiralamışlardı. Acaba burası onların son umudu olabilir miydi? Bunu bende bilmiyordum. Odalarını belirledikten sonra eşyalarını yerleştirip aşağıya indiler. Hava kararmıştı. Eski perdeleri aralayarak dışarıya baktılar. Ay yeni yeni yükselmeye başlamıştı ve ortalığı ışığıyla aydınlatarak. Büyüsünü karanlık yeryüzüne yayıyor gibiydi. Yeni kiracılardan uzun boylu, sarışın ve kısa saçlı olanı plakları fark etmişti. İyice yaklaştı ve plakları inceledi. Gerçekten müzikten anlıyormuş gibi onun yaşıtlarının bilemeyeceği bir klasik müzik plağını aldı diğerlerinin içinden ve kutusundan yavaşça çıkarttı. O eski plak toz tutmuştu onu üstündeki beyaz gömleğe sürerek temizlemeye çalıştı. Gömlek kirlenmişti ama o umursamıyor gibiydi. Ve çalmam için plağı bana vermişti. Aylardır çalışmamış bir gramofon tekrar o plakları çalabilir mi bilmiyordum ama yine de müzik çalışıyordu. O klasik müzik tüm evi sarmıştı. O kadar çok olmuştu ki notaları özlemiştim. Diğer arkadaşı ise müziği duymuştu ve daha pencereden dışarı bakmayı bırakmamıştı. Müziğin nereden geldiğini anlamak için dönüp bakmıştı. Siyah gözlerinin altında garip bir şey yatıyor gibiydi. Oldukça sinsi bakışları vardı. Bunu ona ilk baktığımda anlamıştım. Tabi arkadaşına bunu tabi ki anlatamıyordum. Bir kaç saat salonda oturduktan sonra gidip uyumuşlardı. Saatler hızlı akıyordu. Ay ışığı çekilip yerini Güneş ışığına bırakmaya başlamıştı. Saat 07.00 da ikisi de uyanmışlardı ve aceleyle evden çıktılar okula yetişeceklerdi. Günler böylece devam etti. Akşamları klasik müzik çalınmadan uyumuyorlardı. Evdeki 15. günlerinin başıydı. Yine hızlıca okula gittiler ama bu sefer eve geldiklerinde tek değillerdi. Klasik müzik seven kız arkadaşını getirmişti.

Onu çok seviyor gibi görünüyordu. Ona bakarken gözlerinin içi parlıyordu. Kız ise sahte bir gülümseme takınıyordu. Onlar evde otururken diğer ev arkadaşı geldi. Kızla sinsi ev arkadaşını birbiriyle tanıştırdı. Aslında bunu yapmasa belki de daha iyi olacaktı o müzik seçerken ev arkadaşı ve kız birbirine hayran hayran bakıyorlardı. İlk gördüğüm günden beri ev arkadaşının böyle biri olduğunu biliyordum. Tabi ki anlatamıyordum. O müziği seçti ve üstünü değiştirmek için yukarı giderken kız ve ev arkadaşı çoktan birbirinin elini tutmaya başlamışlardı. O gün öyle bitmişti ve ondan sonraki günlerde ev arkadaşı ve kız gizlice evde buluşmaya başladılar. Bu bir kadar sürdü ve bir gün çocuk tam onlar evdeyken eve girdi. Kapı yavaşça açıldı ve onları gördü. Kız arkadaşını onu aldatıyordu. Üstelik ev arkadaşıyla, bu gerçekten onun için büyük bir şok olmuştu. Hızla kapıyı çarptı ve gitti. Eşyalarını bile almamıştı. Ev arkadaşı ise kirayı ödeyemediği için evden atılmıştı. Ev arkadaşını hiç üzülmemiştim ama o çocuğun evden çıkarken ki bakışı gerçekten işler acısıydı. O bir daha kimseye güvenmeyecek ve sevemeyecekti. Yaptığı yanlış bir seçim tüm hayatını etkilemişti. İşte böylece o evde bir daha klasik müzik duymadım. Onlar müziği dinlerken hayat onlara yeni oyun kurmuştu zaten.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz